Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçmişten günümüze olan Milletvekilleri ve İl Başkanları'yla görüştü. Erdoğan, “İster küresel emtia fiyatlarındaki artışlar, ister içimizdeki bazı kesimlerin açgözlülüğünden kaynaklansın, hayat pahalılığının önüne geçmek, vatandaşımızı enflasyona ezdirmemek boynumuzun borcudur” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu'nda düzenlenen “Kuruluşundan Günümüze Milletvekilleri ve İl Başkanları Toplantısı”nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, son yaşanan ekonomik gelişmelere değindi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AK Parti iktidara geldiğinde ülkemizin her alanda sancısını çektiği asırlık ihmalleri, alt yapı ve üst yapı eksiklerini kucağında bulmuştu. Hemen kolları sıvadık, planlarımızı, programlarımızı hazırladık. Kısa sürede cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanları 3-5-10’a katlayan eser ve hizmetler ortaya koyduk. Türkiye’nin alt yapısı geliştikçe yatırımı ve üretimi çoğaldı, istihdamı arttı, ihracatı yükseldi ancak tüm gayretlerimize rağmen arzu ettiğimiz yere gelmekte zorlanıyorduk” diye konuştu.

Bursa’ya şehit ateşi düştü Bursa’ya şehit ateşi düştü

Konuşmasında sesi kısık olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kusura bakmayın, cuma günü Çanakkale Köprüsü’nün açılışını yaptık, orada şifa bulduk elhamdülillah. Bu hafta da Tokat Havalimanı’nın açılışını yapacağız. Durmak yok yola devam” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bir de buna 2013’te başlayan ve devam eden ülkede kaos çıkartma, istikrarımızı bozma, güvenliğimizi zayıflatma girişimleri eklendi hamdolsun ve bu tuzakların ve saldırıların hepsinin üstesinden geldik. Salgınla birlikte küresel üretim ve lojistik sistemde yaşanan sarsıntı bunca yıldır ülkemizi hazırladığımız büyük atılım için önümüze tarihi bir fırsat çıkarttı. Bu arada yaşadığımız zorlu hadiselerin de etkisi ile ekonomi programımızda köklü bir değişikliğe gitme zarureti ile karşılaştık. Ülkemizi klasik faiz-kur-enflasyon kabullerinin dışına çıkartarak kendi ihtiyaçlarımıza uygun, önümüze çıkan fırsatları değerlendirmemize imkan sağlayacak yeni bir ekonomi programını hayata geçirdik. Dünyanın salgınla sarsılan dengelerinin, bölgesel, siyasi ve ekonomik gerilimlerin ardından Ukrayna-Rusya savaşı gibi sıcak çatışmalarla iyice bozulduğu bir dönemdeyiz. Bu durumun önemsiz etkilerini yaşıyoruz. Önce kurdaki istikrarsızlığı aldığımız tedbirlerle önemli ölçüde kontrol altına aldık, ardından hem kurdaki yükseliş hem de küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmanın tetiklediği hayat pahalılığına karşı vatandaşlarımızı koruma altına alacak politikalara yöneldik. Bu doğrultuda asgari ücret artışından memur ve işçi maaşlarına yapılan zamlara, sosyal desteklerin yelpazesinin genişletilmesinden enerji sübvansiyonlarına kadar pek çok adım attık.”

“Hayat pahalılığının önüne geçmek, vatandaşımızı enflasyona ezdirmemek boynumuzun borcudur”
Sadece elektrik, doğal gaz ve akaryakıt desteği için geçen yıl 165 milyar liralık bir kaynak kullandıklarını, vergi kayıplarıyla birlikte bu rakamın 200 milyar liranın üzerinde olduğunu kaydeden Erdoğan, halen elektrikte ve doğal gazda ciddi sübvansiyon yaptıklarını, sadece bu iki alandaki destek rakamının yılsonunda 300 milyar lirayı bulmasının beklendiğini söyledi. Erdoğan, “Ülkemiz bütçesi için bunlar çok önemli rakamlardır. Buna rağmen vatandaşlarımızın en önemli sıkıntısının, sancısının, şikayetinin hayat pahalılığı olmaya devam ettiğini biliyoruz. İster küresel emtia fiyatlarındaki artışlar, ister içimizdeki bazı kesimlerin açgözlülüğünden kaynaklansın, hayat pahalılığının önüne geçmek, vatandaşımızı enflasyona ezdirmemek boynumuzun borcudur. Ukrayna’daki savaş başta olmak üzere bölgesel krizlerle uğraşırken vatandaşımızın hayatını etkileyen sorunları ihmal etmiyoruz. Şu gerçeğin asla unutulmaması gerektiğine inanıyoruz, Türkiye insanlarının can ve mal güvenliği konusunda en küçük bir tereddüt yaşanmadığı bir ülkedir. Türkiye insanların yatırım, istihdam, üretim, ihracat için çalışırken devletinden her türlü desteği aldığı bir yerdir. Asıl önemlisi Türkiye; istihdamı, yani insanların çalışacak iş, evlerine götürecek ekmek, kirasını ödeyecek para, çocuklarına mahcup olmayacak geçim meselesini her şeyin önünde tutan bir ülkedir. Hayat pahalılığı vardır ama insanların düne göre biraz daha az miktarda alabiliyor olsa da istedikleri her ürüne erişiminin olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Üstelik hayat pahalılığının olumsuz etkileri Avrupa başta olmak üzere dünyanın her yerindeki insanlar tarafından hissediliyor. Her hesabı Türkiye ile gelişmiş Avrupa ülkelerindeki asgari ücret karşılaştırmasıyla yapanlar bir de bu mukayeseyi insanların alışageldiği hayat biçimleri, satın alma güçleri bakımından yapsınlar da ortaya çıkan fotoğrafı görsünler. Kiradan benzine, yol parasından yiyeceğe, kıyafetten doğal gaza bu mukayeseyi yaptığınızda gerçek durum daha iyi anlaşılacaktır” şeklinde konuştu.

“Ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına çıkartma sözümüzü yerine getireceğiz”
Vatandaşların elde ettiği gelirini koruma öncelikli ekonomi politikasını sürdüreceklerini söyleyen Erdoğan, “Sosyal destek programlarımızın etkinliğini artırarak hiçbir vatandaşımızın sahipsiz, aç, açıkta, umutsuz kalmadığı bir sistemle hedeflerimize doğru yürümeyi sürdüreceğiz. Salgın döneminde üretim ve lojistik gücümüzün cazibesi artmış, ihracatımız rekor üstüne rekor kırarak büyümüştür. Ukrayna krizi ile birlikte finans ve turizm gibi hizmet sektörlerinde de ülkemizin yıldızı yükselişe geçti. İnşallah bu fırsatları en iyi şekilde değerlendirerek ülkemizi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına çıkartma sözümüzü yerine getireceğiz. Seçim sürecine hem bu sıkıntılar hem bu fırsatlarla giriyor olmamız kendimizi doğru şekilde anlatarak her kesimden insanımızın gönlünü kazanmamızın şart olduğuna işaret ediyor. Bu konuda en büyük desteği de sizlerden bekliyoruz. İnşallah hep beraber 2023’de hem cumhurbaşkanlığını kazanarak, hem Meclis’te Cumhur İttifakı’nı çoğunluğa geçirerek Türkiye’yi hak ettiği yere çıkartacağız. Ülkemizin son 20 yılına nasıl eserlerimizle mührümüzü bastıysak inşallah 2023’den başlayarak geleceğine de yine biz damgamızı vuracağız” açıklamasında bulundu.

kapak_195320